Arşivler

Kıbrıs Harbi

Kıbrıs Barış Harekâtının sonrasındaki aylarda idik. Bir gün, Yerköy’deki manifatura dükkânımda çalışmakta olduğum bir sırada, içeriye selam vererek birkaç kişi girdi. Gelenlerden sadece birisi yabancıydı, diğerleri ise ilçemizden tanıdık kişilerdi. İçlerinden birisi bana: “Hocam, bu kardeşimiz Mahsenli Ali Efendi Hazretlerini arıyordu. Kendilerini nasıl ziyaret edebileceğini çarşıda iken tesadüfen bize sordu. Bizim de aklımıza siz geldiniz ve kendisine, sizi isterseniz, Mahsenli Ali Efendi hazretlerinin halifeleri olan M. Sıddık Efendi’ye götürelim dedik. Ve hep birlikte bunun için size geldik”, dediler.

Bunun üzerine, üstadımızı ziyarete gelmiş olan o yabancı misafirimize,Hoş geldiniz, Efendimizi nasıl tanıdınız, nereden ziyarete geldinizdiye sordum. O genç de bana: “Hocam, ben pilot yüzbaşıyım. Kıbrıs Barış Harekâtına katıldım, aktif görev ifa ettim, çok şükür. Bildiğiniz üzere, en önemli vazifeyi deruhte eden kişilerden biri de biz pilotlardık. Olabildiğince kritik ve stratejik düşman mevzilerini bombalamaya çalışıyorduk. Jetlerle, hava üssünden kalkıp mevzileri vurduktan sonra, yakıt ve bomba ikmali yapmak için tekrar üsse dönüyor, sonra tekrar bombardımana devam ediyorduk. Yine bu günlerde, düşman mevzilerini vurup, mecburen dönmeye çalıştığım ve gerçekten çok sıkıntılı olduğum bir sırada, omzuma bir el dokundu ve bana: Evlat korkma, şu mevkileri bombala diye seslendi ve bana çok stratejik bazı yerleri işaret etti. Sonra da, Merak etme!, uçağın yakıtını ve gerekli bombaları biz tamamladık diye ilave etti. Ben tabii, o zatın işaret ettiği mevzileri bombaladım. Allah’ın izniyle hepsini de tam isabetle imha ettim. Gerçekten de büyük bir başarı sağlanmıştı.

Bu arada, neredeyse anlık sürede, bu zat, tekrar seslendi ve bana: Evlat, bana Mahsenli Ali Baba, derler… Benim yerim, Kırşehir’in Çiçekdağı İlçesi’ndedir. Beni ziyarete gel, seni bekliyorum dedi. Sonra da gözden kayboldu. Tabii ben bundan sonra şaşkınlık ve de sevinç içerisinde üssümüze indim. Meğer benim yaşadığım hallerin benzerlerini diğer pilot arkadaşlarım da yaşamışlar, zira üsse döndüğümde birçok kişi heyecan ve şaşkınlıkla benzer şeyler yaşadıklarını anlatıyorlardı. Neredeyse hepimiz aynı şeyleri yaşamışız. Yaşadıklarımızı birbirlerimizle paylaştık tabii. Başarımızı gerçekten de bu mübarek kişilere borçlu olduğumuzu ifade edeyim. İşte, bu sebeple, harekât ve de görevim bittikten sonra ilk işim buraya gelmek oldu, hocamdedi.

Yüzbaşı bunları anlatırken, ben kendime hakim olamamış ve ağlamaya başlamıştım. Yüzbaşı bana, “Neden ağlıyorsunuz, hocamdiye sordu. Ben de, “Nasıl ağlamayım ki, Efendim Mahsenli Ali Efendi Hazretleri, bundan 23 sene önce vefat etmiş ve Kutbu’l-aktablık derecesine ermiş bir velidir. Biz gayet iyi bilir ve şahid olurduk ki, yaşadıkları zamanda kendilerinden değişik kerametler zahir olurdu. Ama kendileri bunca yıl geçmesine rağmen vefatlarından sonra da manen bu ülkenin ayakta kalması, müminlerin zaferi için himmet edebilme imkânına kavuşturuluyorlar. İşte böyle büyük bir insanın talebesi olmak ve kendisine hizmet edebilmek nimetine nail olduğum için ziyadesiyle duygulandım.dedim. Sonra kucaklaştık, kahraman yüzbaşımız da orada bulunan diğerleri de tabii olarak gözyaşlarına hâkim olamadı, herkes ağlayıverdi. Sonra hep beraber Çiçekdağı’nın Mahsen Köyü’ne, üstadım Mahsenli Ali Efendi hazretlerinin türbesine, kendilerini ziyarete gittik. Hep birlikte, ziyaretimizi gerçekleştirdik, kendilerinin pak ruhlarına dua ettik ve feyz ve himmetlerine erişmek için Allahû Teâlâ hazretlerinden talepte bulunduk.”

Reklamlar