Arşivler

Hakkını Yolda Yedin

Yerköy’den bazı hemşehrilerimiz, birgün Mahsenli Ali Efendi Hazretleri’ni ziyaret etme niyet ve düşüncesiyle, bize geldi. Birlikte gitmeyi uygun bulup, hemen yola çıktık.

İçimizden bir arkadaşımız, elimiz boş gitmeyelim, ufak da olsa bir hediye alalım düşüncesiyle yolda bir kutu şeker aldı. Hep beraber Mahsen Köyü’ne doğru yol alıyorduk. Epeyce bir yolumuz olduğu için, canı çekmiş olacak ki, hediye olarak şeker alan arkadaşımız, bize dönüp yüzünde mahcup bir tebessüm ileYa, ben bu şekerden bir tane yiyeceğim, dayanamayacağım.dedi.

Biz de kendisineİstersen acele etme, aldığın hediyeye dokunma, küçük de olsa bu işin farkına varırlar ve sen de mahcup olursundedik. Ancak, o daYa olur mu, sadece bir tane şeker yiyeceğim, nasıl fark edecek ki, onlarca şekerin arasından bir tane eksildiğini?!.dedi. Neyse, Mahsen Köyü’ne ulaşıp, Ali Efendi Hazretlerinin evlerine geldiğimizde, evde muhterem hanımı bizi karşıladı. Sonra da bana,Sıddık evladım, Ali Efendi evde değil, geç gelecekdedi.

Biz bunun üzerine ne yapalım diye aramızda konuşmaya başlamıştık ki, Ali Efendi Hazretleri merkebin üzerinde avludan içeri girdiler. Hanımına dönerek, “Hanım hanım!. Biz ekmeği kulağımıza mı yiyoruz sanıyorsun? Bizi ziyarete evlatlarımız gelecek, bizi de bundan haberdar etmeyecekler?!, Öyle mi?dedi. Bunu söylerken yüzlerinde hafif bir tebessüm vardı. Sonra bizi evlerine aldılar. Hal hatır edip, sohbete başlamıştık ki, bu arada arkadaşımız almış olduğu şekeri Ali Efendi’ye takdim etti. Ali Efendi de şekeri bizlere bizzat kendi eliyle ikram etmeye başladılar. Hepimize tek tek ikram ettiler. Sadece yolda dayanamayıp bir tane şeker yiyen arkadaşımıza vermeyip, tebessüm ederek, eklediler:Evlat, sen hakkını yolda gelirken yedin!. O anda arkadaşımızın yüzünün hem hayretten hem de mahcubiyetinden dolayı değiştiğini hatırlıyorum.”

Allah dostu velilerin kalpleri sürekli ve yoğun olarak Rableri ile irtibatlı olduğundan, onlar, Allahü Teâlâ Hazretlerinin izni ve isteği ile keramet izhar edebilirler ki, bunun da mutlaka birçok hikmeti bulunmaktadır. Rabbimizin, netice itibariyle aciz bir kulunun bazı yaşanmış anları dahi anlaması mümkün olabiliyorsa, biz aciz insanların yaratıcısı olan, mutlak ilim ve kudret sahibi Allahü Azimüşşanın, kullarının yaptıklarına ve yaşantılarına vakıf olamaması düşünülemez.. Zira veli insana da, o bize göre imkânsız gibi görülen bilgi, Rabbi tarafından gelmiştir. İşte bundandır ki, insanoğlu yaptığı her şeyde Yüce Rabbinin kendisini sürekli görmekte olduğu şuuru ile hayatına devam etmelidir.

Reklamlar