Arşivler

TAZİYE!!

İş Dünyası ve Tasavvuf Aleminin sevilen simalarından Dr. Enver Ören Abimiz  Hakkın Rahmetine kavuşmuştur. Ailesine ve Sevenlerine NURUŞEMS AİLESİ olarak baş sağlığı dileriz.

إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

 Biz, Allah’a aidiz. Zaten, ona döneceğiz.” (Bakara, 2/156)

822453_detay

Merhumun Ruhu için 11 ihlas 1 Fatiha

Reklamlar

TAZİYE!!!

hadra10

Peygamber Efendimizin Kabri Şeriflerinde Osmanlı Askeri olarak 17 yıl türbedarlık yapmış olan Molla Seyyid Süleyman Efendi’nin ve Muhtereme Elmas Hanım Efendi’nin kızları ve Kutbüzzaman Seyyid Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri’nin 1916 Doğumlu Muhtereme eşi Seyyide Keziban Yılmaz Hanımefendi Hazretleri 9 Rebiülevvel 1434 (21 Ocak 2013) Pazartesi günü 13:48’de Hakkın Rahmetine kavuşmuştur. Ailesi ve sevenlerine baş sağlığı dileriz. Cenazesi 22 Ocak 2013 Salı günü Yozgat’ın Yerköy ilçesi Yeni Mahalle Merkez Camiinden İkindi Namazına müteakip Yerköy Şehir Mezarlığına defnedilecektir.

Hayatını Sünneti Seniyyeye uygun bir şekilde yaşamış, tasavvufi hayatı kendine rehber edinmiş, ehli zikir, ehli takva ve hizmete adanmış bir ömür yaşamış, abide bir kişilikti, kendi dilinden bir hatırasında; “Yüz tane bardağın içinden eşim Sıddık Efendi’nin bardağını bilir ve seçerdim.” diyecek kadar firaset sahibi  bir Annemizdi…Hatta Torunu vefatından bir hafta önce ” Dedem (Muhammed Sıddık Haşimi Hz.) mana aleminde yanıma gelerek Anneannem için semada meleklerin tören hazırlığı içerisinde olduğunu söyledi” bu olay vefatının Şeb-i Aruz, kendisinin de Saliha bir Mü’mine olduğunun işaretidir. Vefatında da bembeyaz ve gülümseyen bir Çehre ile Hakka yürümüştür… Allah (c.c) şefaatlarından mahrum eylemesin…

Mübarek,pak Ruh-u Şerifleri için 11 ihlas 1 Fatiha

4 Nisan günü 1951- Mahsenli Ali Efendinin Vefatı

أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzunda olmazlar.

Yunus Suresi 62. Ayet

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Vefatının 61. Sene-i Devriyesinde Üstadımız Evliyalar Sultanı Mahsenli Ali Efendiyi hasret ve özlem ile anıyoruz. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa Habibullah ile Adem Safiyyullah arasında yaşamış 124 Bin Enbiya-i Kiram Hazeratının, onların Ehli Beytlerinin ve Ashablarının, Hamse-i Ali Aba halkının ve onların kıymetli evlatları 12 İmamın ve bu yüce kametlerin yollarından gitmiş Evliya-i Kiram Hazeratlarının, Silsile-i Aliyede bulunan Başta Kutbuzzaman Muhammed Sıddık Haşimi ve Mahsenli Ali Efendi Hazretlerinin mübarek pak ruhu şerifleri için 11 ihlas 1 Fatiha  okuyalım.

Nuru Şems Grubu

AŞIKLAR ÖLMEZ

Ya rab bu ne derttir derman bulunmaz
Benim garip gönlüm aşktan usanmaz
Aşık ki cana kaldı aşık olmaz
Canın terketmeyen, ma’şukun bulmaz
*** ***
Aşk pazarıdır bu canlar satılır
Satarım canımı kimseler almaz
Aşık, bir kişidir, Bu dünya malın
Ahiret korkusun bir pula saymaz
*** ***
Bu dünya ol ahiretten içeri
Aşıkın yeri var kimseler bilmez
Yunus öldü diye sela verirler
Ölen hayvan imiş, AŞIKLAR ÖLMEZ 

12 Tarikat Piri ve Tasavvuf Yolu!

Bu Kitabı Okurken Şu Soruların Cevaplarını bulacaksınız.

1- İnsanlığın ömrü, Hadis Kaynaklarında anlatıldığı üzere 7000 sene ise, yüz binlerce yıllık insan fosilleri ne anlama gelmektedir?

2-Tasavvuf ne demektir ve temelleri neye dayanmaktadır?

3-Tasavvuf ne zaman başlamıştır ve  İlk Mürşid ve derviş  kimdir?

4-Hz Adem Safiyullah’ın Dünyaya indirildiğinde ilk nereye ayak basmıştır?

5-Hz Adem Safiyullah’ın Kabri Şerifleri nerededir?

6-Nefsin ve ruhun makamları nelerdir?

7-Nefis nasıl terbiye edilir ve Ruh nasıl maksata ulaşır?

8-Hz Mehdi Aleyhisselam hangi zikri ve duaları yapmıştır?

9-Rabıta nedir? Erkek ve Bayanlar nasıl rabıta yapmalıdır?

10-İnsan’ın Hakka ulaşması için izlemesi gereken yollar ve yapması gereken zikir ve Dualar nelerdir?

11-12 Tarikat Piri hangi yol ve usulleri takip etmiş ve nasıl Hakka ulaşmışlardır?

12-Kutbuzzaman Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri kimdir? Silsile-i Şerifleri hangi büyük islam alimine bağlanmaktadır?

13-Kutbuzzaman Muhammed Sıddık Haşimi ile Mevlana Halidi Bağdadi Hazretleri arasında bulunan silsile büyükleri kimlerdir?

KORKMA EVLAT, GÖSTERDİĞİM YERLERİ BOMBALA!..


MEVLANA MUHAMMED SIDDIK HAŞİMİ HAZRETLERİ BİR HATIRALARINI ŞÖYLE ANLATMIŞLARDIR:

KIBRIS BARIŞ HAREKATININ SONRASINDAKİ AYLARDA İDİK.. BİR GÜN, YERKÖY’DEKİ MANİFATURA DÜKKANIMDA ÇALIŞMAKTA OLDUĞUM BİR SIRADA, İÇERİYE BİRKAÇ KİŞİ GİRDİ.. GELENLERDEN SADECE BİRİSİ YABANCIYDI, DİĞERLERİ İLÇEMİZDEN TANIDIK KİŞİLERDİ.. SELAM VERİP YANIMA GELDİLER..İÇLERİNDEN BİRİSİ BANA:

“HOCAM, BU KARDEŞİMİZ MAHSENLİ ALİ EFENDİ HAZRETLERİNİ ARIYORDU. KENDİLERİNİ NASIL ZİYARET EDEBİLECEĞİNİ ÇARŞIDA İKEN TESADÜFEN BİZE SORDU.. BİZİM DE AKLIMIZA SİZ GELDİNİZ VE KENDİSİNE, SİZİ İSTERSENİZ, MAHSENLİ ALİ EFENDİ HAZRETLERİNİN HALİFELERİ OLAN M. SIDDIK EFENDİ’YE GÖTÜRELİM DEDİK … VE HEP BİRLİKTE BUNUN İÇİN SİZE GELDİK”, DEDİLER.

BUNUN ÜZERİNE, ÜSTADIMIZI ZİYARETE GELMİŞ OLAN O YABANCI MİSAFİRİMİZE, “HOŞ GELDİNİZ, EFENDİMİZİ NASIL TANIDINIZ, NEREDEN ZİYARETE GELDİNİZ” DİYE SORDUM… O GENÇ DE BANA:

“HOCAM, BEN PİLOT YÜZBAŞIYIM.. KIBRIS BARIŞ HAREKATINA KATILDIM, AKTİF GÖREV İFA ETTİM, ÇOK ŞÜKÜR… BİLDİĞİNİZ ÜZERE, EN ÖNEMLİ VAZİFEYİ DERUHTE EDEN KİŞİLERDEN BİRİ DE BİZ PİLOTLARDIK.. OLABİLDİĞİNCE KRİTİK VE STRATEJİK DÜŞMAN MEVZİLERİNİ BOMBALAMAYA ÇALIŞIYORDUK..

JETLERLE, HAVVA ÜSSÜNDEN KALKIP MEVZİLERİ VURDUKTAN SONRA, YAKIT VE BOMBA İKMALİ YAPMAK İÇİN TEKRAR ÜSSE DÖNÜYOR, SONRA TEKRAR BOMBARDIMANA DEVAM EDİYORDUK..

YİNE BU GÜNLERDE, DÜŞMAN MEVZİLERİNİ VURUP, MECBUREN DÖNMEYE ÇALIŞTIĞIM BİR SIRADA OMZUMA BİR EL DOKUNDU VE BANA:

“EVLAT KORKMA, ŞU MEVKİLERİ BOMBALA” DİYE SESLENDİ VE BANA ÇOK STRATEJİK BAZI YERLERİ İŞARET ETTİ..SONRA DA, “MERAK ETME UÇAĞIN YAKITINI VE GEREKLİ BOMBALARI BİZ TAMAMLADIK” DİYE İLAVE ETTİ.

BEN TABİİ, O ZATIN İŞARET ETTİĞİ MEVZİLERİ BOMBALADIM.. ALLAH’IN İZNİYLE HEPSİNİ DE TAM İSABETLE İMHA ETTİM.. GERÇEKTEN BÜYÜK BİR BAŞARI SAĞLANMIŞTI..

BU ARADA, NEREDEYSE BU ANLIK SÜREDE, BU ZAT, TEKRAR SESLENDİ VE BANA “EVLAT, BANA MAHSENLİ ALİ BABA DERLER… BENİM YERİM, KIRŞEHİR’İN ÇİÇEKDAĞI İLÇESİNDEDİR.. BENİ ZİYARETE GEL, SENİ BEKLİYORUM” DEDİ.. SONRA DA KAYBOLDU.

TABİİ BEN BUNDAN SONRA ŞAŞKINLIK VE SEVİNÇ İÇERİSİNDE ÜSSÜMÜZE İNDİM.. MEĞER BENİM YAŞADIĞIM HALLERİN BENZERLERİNİ DİĞER PİLOT ARKADAŞLARIM DA YAŞAMIŞLAR, ZİRA ÜSSE DÖNDÜĞÜMDE BİRÇOK KİŞİ HEYECAN VE ŞAŞKINLIKLA BENZER ŞEYLER YAŞADIKLARINI ANLATIYORLARDI.. NEREDEYSE HEPİMİZ AYNI ŞEYLERİ YAŞAMIŞIZ..YAŞADIKLARIMIZI BİRBİRİMİZLE PAYLAŞTIK TABİİ.. BAŞARIMIZI GERÇEKTEN DE KENDİLERİNE BORÇLU OLDUĞUMUZU İFADE EDEYİM..

İŞTE, BU SEBEPLE, HAREKAT VE DE GÖREVİM BİTTİKTEN SONRA İLK İŞİM BURAYA GELMEK OLDU HOCAM” DEDİ…

YÜZBAŞI BUNLARI ANLATIRKEN, BEN KENDİME HAKİM OLAMAMIŞ VE AĞLAMAYA BAŞLAMIŞTIM..

YÜZBAŞI BANA, “NEDEN AĞLIYORSUNUZ HOCAM” DİYE SORDU.. BEN DE, “NASIL AĞLAMAYIM Kİ, EFENDİM MAHSENLİ ALİ EFENDİ HAZRETLERİ, BUNDAN 23 SENE ÖNCE VEFAT ETMİŞ VE KUTBU’L-AKTABLIK DERECESİNE ERMİŞ BİR VELİDİR..

BİZ GAYET İYİ BİLİR VE ŞAHİD OLURDUK Kİ, YAŞADIKLARI ZAMANDA KENDİLERİNDEN DEĞİŞİK KERAMETLER ZAHİR OLURDU.. AMA KENDİLERİ BUNCA YIL GEÇMESİNE RAĞMEN VEFATLARINDAN SONRA DA MANEN BU ÜLKENİN AYAKTA KALMASI, MÜMİNLERİN ZAFERİ İÇİN HİMMET EDEBİLME İMKANINA KAVUŞTURULUYORLAR.. İŞTE BÖYLE BÜYÜK BİR İNSANIN TALEBESİ OLMAK VE KENDİSİNE HİZMET EDEBİLMEK NİMETİNE NAİL OLDUĞUM İÇİN ZİYADESİYLE DUYGULANDIM..” DEDİM.

SONRA BİRBİRİMİZE SARILDIK, KAHRAMAN YÜZBAŞIMIZ DA ORADA BULUNAN DİĞERLERİ DE TABİİ OLARAK GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI, HERKES AĞLAYIVERDİ…

SONRA HEP BERABER ÇİÇEKDAĞI’NIN MAHSEN KÖYÜ’NE, ÜSTADIM MAHSENLİ ALİ EFENDİ HAZRETLERİNİN TÜRBESİNE, KENDİLERİNİ ZİYARETE GİTTİK.. HEP BİRLİKTE, ZİYARETİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİK, KENDİLERİNİN PAK RUHLARINA DUA ETTİK VE FEYZ VE HİMMETLERİNE ERİŞMEK İÇİN ALLAHÜ TEALA HAZRETLERİNDEN TALEPTE BULUNDUK… YÜCE ALLAH NİYAZIMIZI KABUL EYLESİN.. AMİN..

Hayat-ı Şerifleri

1841 Yılında  Giresun’un  Ali Cura (Cumra) kazasına bağlı, Zil köyünde dünyaya gelmiştir. Çocukluğu hakkında ve ailesi hakkında pek açık bilgiler elimizde maalesef bulunmamaktadır. Aslen Horsanlı olduğu ve babasının İran Horsandan’dan geldiği rivayet edilmektedir. Henüz 13-14 yaşlarındaki Küçük Ali evinden ailesinden ayrılarak yola düşmüş, uzun bir yolculuktan sonra Kızılcaali köyüne kadar gelmiştir. Yolculuğun oldukça yorucu geçmesi ve kış ayına girilmesi nedeniyle, kışı bu köyde geçiren Küçük Ali baharın gelmesiyle tekrar yola düşmüş ve birkaç gün sonrada köyümüze ulaşmıştır. Köy sakinleri bu küçük çocuğu bağırlarına basmışlar ve oldukça yakın ilgi ve alaka göstermişlerdir. Bu küçük yaşında sahip olduğu derin ilim ve bilgiye hayran kalmışlar, kendi evlatlarından üstün tutarak, büyük bir saygı ve sevgi göstermişlerdir. Küçük Ali ise bu ilgi ve alakaya her zaman teşekkür etmiş, bu küçük köye alışması bu yüzden hiçte zor olmamıştır.

Köylüler bir araya gelerek, Küçük Ali’yi bilgisine ve ilmine yakışır bir şekilde, zamanın büyük ve önemli okullarından Kayseri Medresesine göndermeye karar vermişlerdir.Aralarında para toplayarak, Küçük Ali’yi yolcu etmişlerdirAli birkaç yıl süren eğitiminin ardından, oysa eğitimi henüz tamamlanmadan, Medresenin yokluk ve kıtlık nedeniyle kapanması üzerine, buradan ayrılarak, hiç tereddüt etmeden, kendisine bu sevgi ve hörmeti gösteren  Mahsenlileri unutmamış, onlara vefa borcu olduğunu kabul ederek tekrar köyümüze geri dönmüştür. Büyük bir sevgi ve  coşku ile karşılanan Küçük Ali eskisinden daha çok bilgi ve ilim birikimi ile köylülerimize yardımcı olmaya daha o yaşlarda başlamıştır. Ali ilk başlarda ‘Küçük Ali’ diye çağrılırken, şimdi ise ‘Ali Efendi’, ‘Nur Çiçeği’ gibi isimlerle çağrılmaya başlamıştır. İlk başlarda ev ev misafir edilen Ali Efendi, köylülerinin yardımı ile, Cami Avlusuna  kendine ait bir ev  yapılmış, yine köylülerin evlerinden getirdikleri, kilim, yorgan vb. eşyalarla da evin içi döşenmiştir.

Ali efendi 15 – 16 yaşlarında köy imamı olmuş ve kişiliği her geçen gün daha ileri seviyelere çıkarak  çevrede emsali görülmemiş  bir düzeye ulaşmıştır. Geceleri  sabahlara dek süren ibadeti, gündüz akşamlara kadar süren  öğütleri, nasihatleri, bilgilendirmeleri, tesbihleri, zikirleri, dilden dile dolaşmış kısa sürede adı tüm Kırşehir’de, dilden dile söylenmeye başlamıştır.  Artık Ali Efendinin   kapısı  ‘bilgi kapısı, ilim kapısı’, duaları, Yüce Allah’a niyazları  ‘manevi bir güç, şifa kaynağı’, Ruhu ‘Allah’ın izni ile zaman ve mekanı durduran  bir güç’ olmuştur.

Kasabımız artık akın akın onu görmek, duasını almak, onunla konuşup sohbet etmek isteyenlerle dolup taşmaktadır. Kendiside Yüce Allah’a yapmış olduğu zikirlerin, ibadetlerin sonucunda Ermiş kişiler, Allah dostları mertebesine, Keramet sahibi insanlar seviyesine  ulaşarak, bunun karşılığında yine Yüce Allah’ın izni ile, (bizler  nasıl olduğunu açıklayamadığımız)   kendisine bazı özellikler verilmiştir.

1841 yılından 1951 yılına kadar süren uzun ve bir o kadar bereketli  bir ömürden sonra, kendisinin 1 hafta öncesinden dediği gibi 4 Nisan günü 1951 yılında Hakka kavuşmuştur.

O belki beden olarak Hakka kavuşmuştu ama, ruhu ve kerametleri o öldükten sonrada devam edecektir.

Ali efendi 110 yıllık  uzun ömrü boyunca, kimseye kızmamış, kimseyi kendine kızdırmamış,  kalbi kırılmamış, kimsenin kalbini kırmamış,  kötü söz söyletmemiş ve söylememiş., sürekli ibadet etmiş, onu yaratana, ona kerametler verene vefa borcunu ödemek için, ibadet etmiş, namaz kılmış, zikir yapmıştır. Koca 110 yıllık ömrü, kendisine ait, mavi bir işlik, bir don ve bir fesle yine bitmiştir. Kendisine ait hiç mal varlığı olmamıştır.