Şekerci Hoca

Mevlana Muhammed Sıddık Haşimi hazretleri, muhterem hocaları, Mahsenli Ali Efendi hazretlerinin bir kerametlerini de şöyle ifade etmişlerdir:

Bir gün mürşidim Mahsenli Ali Efendi hazretlerini ziyarete gitmiştim. Huzurlarında ve karşılarında oturduğum bir sırada, sessizlik halinde iken, aynı anda murakabeye vardık, rabıta-i kalb yaptık.

Rabıtaları bitince, kendileri bana dönerek Sıddık evladım, Şekerci Hoca senin arkanda namaz kılmıyor mu?diye sordular.

Ben de kendilerine, “Bilmiyorum efendim, kılıyorlardır herhalde, hiç fark etmedimşeklinde bir cevap verdim. Bu cevabım üzerine, bana, “Şekerci Hoca’ya söyle, senin arkanda namaz kılmamaya devam ederse, manevi ceza alacak!.buyurdular. Hocamın bahsettikleri, yöremizde “Şekerci Hocaolarak maruf zat, benim Arapça hocam olan Şemseddin Efendi’dir. Arapça’yı kendilerinden talim ettiğim Hocam Şemseddin Efendi ile bu konuşmadan sonraki bir günde Yerköy Ofis Camii’nde karşılaştık. Namaz bitiminde, Şekerci Hoca’ya, “Hocam, Mahsenli Ali Efendi’nin size selamları var. Bana, Sıddık’ın arkasında namaz kılmamaya devam ederse, manevi ceza alacakdiye söylememi buyurdular dedim. Şekerci Hoca, bu sözler üzerine, bir an için duraksadılar, sonra bana dönerek, mahcup bir eda ileÇok utandım kendimden, Sıddık Efendidedi. Sonra, “Ben de, gençlerin arkasında namaz kılınmaz diye aklımdan geçiriyordum, hakikaten Mahsenli Ali Efendi çok büyük bir zat.diye ilave ettiler. Sonra kucaklaştık, sarıldık, helalleştik ve ayrıldık.

Yukarıda aktarmaya çalıştığımız hatıradan anlaşılacağı üzere, Mevlana Muhammed Sıddık Haşimi hazretleri, mana aleminin büyüklerinden oldukları için, sahip olacakları maneviyat gençliklerinden beri kendilerini takip etmekteydi.

İşte Mahsenli Ali Efendi hazretleri de bu sırra vakıf olduklarından dolayı, Sıddık Efendi’nin etrafındaki kimselerin de Sıddık Efendiye bilmeden yapacakları saygısızlıklarından ötürü, manevi ceza almalarını istememişlerdir.

Evliya-ı kiramın büyüklerinden olan Şeyh Adiy bin Musafir Hakkari Hazretleri’nin< hayatlarındaki şu olay da anlatılan bu hatıra ile bir benzerlik taşımaktadır. Şöyle ki;

Şeyh Adiy bin Musafir Hakkâri hazretleri, annelerinin karnında iken, bir başka ifadeyle anneleri kendilerine gebe iken, bir gün, iki şeyh yolda giderken muhterem annelerini görüyorlar. Bu zatlardan birisi, diğerine, “şu hanımın karnındaki çocuk, bu asrın kutbu olacak, Allahû alem!.” diyor.

Bunun üzerine, annelerine doğru ilerleyerek, anne karnında olan Adiy bin Müsafir-i Hakkâri hazretlerine ikisi birden, ayrı ayrı “selamün aleyküm” diye selam veriyorlar.

Bu hadisenin üzerinden beş altı sene geçiyor. Yine bu iki zat, Adiy bin Müsafir-i Hakkâri hazretlerinin yaşadığı şehre geliyor. Kendisini, mahallede çocukların arasında onlarla oynarken görüyorlar. Arkadaşları arasında hemen keşfettikleri ve farklı olarak gördükleri Adiy bin Müsafir-i Hakkâri Hazretleri’nin yanına yaklaşıp “Selamün aleyküm” diyorlar. Adiy bin Müsafir-i Hakkâri hazretleri de, dört kere “Ve aleyküm selam” diyerek mukabelede bulunuyor.

Şeyhler, kendilerine neden dört kere selam aldıklarını sorunca, Adiy bin Müsafir-i Hakkâri Hazretleri, “Hz. İsa Mesih Ruhullah’tan utanmasaydım, aslında annemin karnında iken selamınıza karşılık verecektim” buyuruyor.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s